CHP’nin Irkçı Damarı II: Birgen Keleş

CHP beni gerçekten geriyor, ürkütüyor hem sahip olduğu düşünceler ile hem de icraatları ile çoğu zaman. Ancak CHP‘nin vasıfları içinde beni en çok korkutanı ırkçı düşünce ve söylemleri. Vesayetçiliği, çağdan kopukluğu, sözde solculuğu bile bu vasfının yanında çok gerilerde, koyu gölgelerde kalıyor. Bir partiyi ırkçılık ile suçlama elbet cesaret ve tabi ki somut deliller ister. Ne yazık ki CHP diğer konulardaki pervasızlığını bu konuda da çekinmeden icraa edebiliyor.

Sanırım Canan Arıtman‘ın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül‘ün soyağacına dair sözleri hala akıllardadır; değilse de daha önceki yazımdan hatırlayabilirsiniz. CHP geleneğini ve temellerini oluşturan devlet elitlerinin en çok sevdiği kelimelerden biri olan münferit bir durumdur demiştim Canan Arıtman‘ın çıkışına dair. Demiştim ama aklımda tatmin olmamış bir yan vardı hep; nasıl olurda bir milletvekili ırkçı söylemlere başvurur da hala o koltukta ve partisinde kalabilir? Parti içi dengelerdir demiştim ilk önce çünkü insan ihtimal vermiyor sol(!) bir partinin ırkçı düşünceleri içselleştirmiş olmasına. Lakin bugün Taraf‘ta okuduğum Ayhan Aktar‘ın köşe yazısındaki başka bir CHP milletvekili Birgen Keleş’in benzer söylemlere başvurması iyiden iyiye ürpertti beni. Köşe yazısından alıntılayarak veriyorum:

Keleş kürsüden şöyle diyordu: ‘Bu arazilerin bölge halkına verilmesi doğru değil. Eninde sonunda bu araziler PKK’nın eline geçecek’ … Acaba Keleş bu sözleri nereye bağlayacaktı? Merak edenlerden biri de Deniz Baykal’dı. Ve Birgen Keleş sözlerine devam etti: ‘Benzer bir şey Yunanistan’da da yapıldı. Orada alınan karara göre Yunanistan vatandaşı dahi olsa Helen soyundan gelmeyenlere verilmedi… Biz de aynısını yapmalıyız.’ Bunun Türkçesi şuydu: ‘O arazileri Kürtlere değil, Türk ırkından gelenlere verelim…

Öncelikle Birgen Keleş kimdir ile başlamak lazım; kendisinin kısa bir kariyer özetini Wiki‘de bulabilirsiniz. Öğretim seviyesi, kariyeri tam beyaz Türklere uyuyor. İyi bir üniversitemizi bitirdikten sonra yurtdışında eğitimi Harvard‘a kadar uzanmış. Sonrasında bürokraside yüksek mevkilerde bulunmuş ve ardından milletvekilliği. Tabi ki sadece eğitimi ve kariyeri tamamlayamazdı beyaz Türklüğü, mükemmelliğe ulaşmak için kendi ırkını bu toprakların ve devletin tek sahibi olarak görmesi ve kanıtlaması gerekiyordu. Yukarıdaki söylemi de aslında mükemmelliğe çoktan ulaştığını gösteriyor. Yoksa bu kadar açık ırkçı bir söylemi dillendirmek gerçekten yürek ister. Yürek ister de eğer arkasında partisi durmuyor olsaydı yürekte yetmezdi söylemek için. Canan Arıtman örneği cesaretlendirmek için yeterliği dayanağı verdiği gayet açık. Başka gözler önünde olan gerçek ise her ne kadar cılız da olsa bu tür söylemlere tepki veren CHP‘nin ırkçı düşünce ve söylem sahibi milletvekillerini hala partide tutarak aslında bu vakaların münferit milletvekili çıkışları olmadığını kanıtlaması. Üstü kapalı da olsa bu düşüncenin partinin temellerinden biri olması.

Beyaz Türklük dediğim bu duruş açık ırkçı bir duruş olmamak ile birlikte çoğu zaman sivri çıkışlarla bu noktalara kadar evrilebiliyor. Hatta hangi noktalara kadar vardığını görmek için Cumhuriyet tarihinde kısa bir tur tatmin edici olacağı açık. Aleviler, Kürtler, siyasi tercihler bu beyazlık karşısında 80 küsür yıldır karartıldı. Ancak son olaylar gösteriyor ki bu damar eskisi gibi atmıyor, atamıyor artık. Hem CHP’nin hem de örtülü iktidar odaklarının bu kadar sivrileşmesi, sertleşmesi buna yormak gerek. Ancak yorarken bu işin daha çok başında olunduğunu, on yıllar alabileceğini, inişleri-çıkışları olabileceğini unutmamak gerek. Bu evrede ne olursa olsun gözardı edilmemesi gereken noktalardan birinin ırkçılık olduğu açık. Taviz verilemez, gözardı edilemez. Bu konuda rahatsızlığı taşıyan herkesin sesini çıkartabildiği en yüksek güçle çıkarması gerekiyor.

Ben buradan bağıyorum:

CANAN ARITMAN ve BİRGEN KELEŞ İSTİFA!!!

“Olağan” Savaş Hali

Bu savaş bitecek!

Benim gibi bir çoğu daha bu savaşla açtı gözlerini. Kendini bildi bileli televizyonda, gazetede, sokakta,… bu şavaş hali ile yaşadı kuşağım.  Düşünebiliyor musunuz? 30 yıla yaklasan ve kimine göre büyük kimine göre küçük çapta bir savaş…

30 yıl! Dilek olay… Bu döneme dair havada sayılar uçuşuyor; su kadar can, şu kadar mal, şu kadar… Ne yazık ki bu 30 yıllık medyatik istatiksel bir hal, çoğumuzun da bu savaş halini olağan bir durummuşcasına içselleştirmesine neden oldu.  Öyle ki bu haberlere denk geldiğimizde tüylerimizin ürpereceği yerde televizyonda başka bir kanalı zaplar ya da gazetede spor sayfasına zıplar olduk. Tabi şunu da gözden kaçırmamak lazım, çoğumuz o bölgeden uzakta yaşatık bu “savaş”ı. Daha doğrusu bize anlatıldığı kadarını yaşadık; eğer burnumuzun dibinde bir bomba patlamadıysa ya da telefondan doğuda görevdeki bir yakınımızın şehit haberi gelmediyse ya da çok yakın bir arkadaşımızın aslında bir terorist olduğunu öğrenmediysek, bizim bilmemiz istenenler dışına çıkamadık çoğu zaman.  Kısacası iki tarafta o kadar benimsedi ki bu “olağan” hali, iki taraftanda elle tutulur bir ses yükselmiyor çözüme dair. Kendi aralarında paslaşırcasına, adım bekliyor gibiler birbirlerinden ki beklediklerine dair bile derin şüphelerim var.

Ama herşeye rağmen bitecek bu şavaş!

Bir 30 yıla daha tahamülümüz yok ya da olmamalı. Bu kısırlıktan kurtulmalıyız. “Nasıl? NE zaman?” değil konu. Kimse inanmıyorken biteceğine, herkes için olağanlaşmışken bu olağanüstü hal, zor görünüyor güdoğumu. Önce bu normalin, anormal olduğunu anlamalıyız. Yıllardır önümüze konmuş bu kanlı ekranın dışına çıkabilmeliyiz ve irkilmeliyiz televizyonda, gazetede gördüğümüz kurbanlar için sayılara takılmadan ve daha önemlisi her iki tarafın yitikleri için. Çünkü iki taraf yok aslında, kaybeden biziz, kaybeden biriz. Asker de biziz, dağdakide…

Bırakın şimdi din üzerinden, dil üzerinden ve hatta çük üzerinden milliyetçiliği!

Bu mudur Anayasadaki vatandaşlık bu mudur anayasal vatandaşlık ve hatta Atatürk milliyetçiliği?

Kahramanca şehit düştüğü halde dövündüğümüz asker de bizim, terorist olup şehidimize kurşun sıkarken ölen de bizim. İster kabul edin ister etmeyin, vatandaşlık böyle birşey. İşte aynı topraklarda aynı havayı payşalmak böyle bir şey. Yazının devamını oku »

Siyaset, Türkiye kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , , , . » yorum bırak;