Neredeyse iki haftayı bulan Askeri Savcılığın Taraf Gazetesi‘nde yayınlanan belgeye dair incelemesi dün sonlandı ve tam da kendisinden beklenen bir şekilde kendince olaya noktayı koydu. Tübitak‘ın fotokopide öncesinde bir tahribata dair raporunu, Albay Çiçek‘in sorgudaki sahte imzasını, imza örnekleri ile olan açık benzerlikleri ve bir kaç can alıcı noktayı da yok sayarak kovuşturmaya gerek yoktur diyerek askeri savcılık noktasındaki soruları yanıtladı. Ancak belgeye sahte de diyemedi; sadece Genel Kurmay’da hazırlanmamış diyerek açık kapı bırakmasına rağmen soruşturmayı noktaladı. Sadece fotokopidir şekilde yalın ve yavan bir açıklama dahi daha tatmin edici olurdu. Bunun yanın da hakkında böyle bir itam bulunan bir bürokrat(asker sivil ayrımaya gerek yok) hala konumunda çalışmaya devam ediyordu soruşturma boyunca ve haliyle ardından da.
Lakin Savcılığın açıklamasının dayanakları sadece bunlar da değildi. Belgenin sahte olabileceğine dair bazı tespitleri hem düşündürücü hem de oldukça tehlikeli. Hatta bundan sonra bu tür andıç, rapor ya da benzeri belgeler hazırlayanlara yakalanmamaları adına bir de yol çizdi. Savcılığa göre belgede kullanılan kısaltmalar, üslub ve türevi öğeler askeri yazışma kurallarına uymuyormuş, haliyle de askeri bir makam istek, onay ve elinden çıkmış olamazmış. Her ne kadar bu savcılık kararı olsa da Askeri Savcılık en azından soruşturma açısından bir içtihat oluşturmuş oldu. Yani bundan sonra böyle belge hazırlayanlar eğer askeri yazışma, belgeleme gibi noktalarda tavizler verirlerse belge sahte konumuna düşebilir ve kendileri bu işten sıyırabilirler.
Bilmiyorum, böyle absürdlükler daha ne kadar devam eder ama artık sınırları zorluyorlar ve ne yazık ki bu halkın zekası ile açıkca alay ediyorlar. Lakin şu da gözden kaçmamalı artık asker kendini sorgulanmaz göremiyor. Tatmin etmese de hatta güldürse de açıklamalar yapıyor, işi hukuk kılıfına uydurmaya çalışıyor. Önceki andıçları hazırlayanları, hakkında fail-i meçhul suçlamaları bulunan komutanları korurken ki dokunulmazlığından çok uzak.
Kısacası bir şeyler gözle görülürcesine değişiyor, yerinden oynuyor. Oynasın da ama biraz da yaşın verdiği ateşten insan hız da beklemiyor değil hani!…