“Umarım kapanır!”

Yeni yılı biraz sönük olsa da bir arkadaşın evinde kutladık. Öğlene doğru da gazetemi almış, otobüse binmiş, biraz da uyku sersemi evimin yolunu tuttum. Yolun uzunluğundan gazete okurum genellikle müzik eşliğinde.

Bu şekilde gazetenin sayfalarını düzenlemekle okumak arasındaki savaşa dalmışken, yanıma yeni oturan 70lik bir bey gazetenin ismini sordu. “Taraf” olduğunu söylediğimde yüzünün rengi bir ekşidi ki hemen ardında da çizgisine katılıp katılmadığıma dair bir soru sodu ve zaten sohbetin kapısı açıldı.

Kendisi bir “CUMOK”, yani Cumhuriyet okuru. Bana çok anlamlı bir kısaltma olarak gelmese de nedense Cumhuriyet okurları bu kısaltmayı neredeyse övünerek kullanıyorlar. Belki gazetelerinden kaynaklı övüncü yansıtıyorlar ama dedim ya bu kısaltma bana öyle engin bir akıl işi gibi görünmedi hiç bir zaman. Neyse yukarıda da söylediğim gibi kendisinin CUMOK olduğunu yüzündeki gururlu bir ifade söyledikten sonra, Ahmet ALTAN’a, Yasemin ÇONGAR’a dair 70 yıllık birikimini de arkasına alarak kendince yanlış hatta suç sayılabilecek şeyleri sıralamaya başladı, hatta sıralamada “Enternasyonellik” dahi vardı. Otobüsteki sohbetin sonuna kadar kendisi dinletmeye çok hevesliydi ama karşısındaki de sonuçta 25 yaşın sabırsızlığını barındıran ben, bir yerden sonra iki üç kere lafını balla kesmek zorunda kaldım; pek hoşuna gitmedi ama tek taraflı konuşmak, kendi değişmez doğrularını başkalarının değişebileceğini kesin olarak varsaydığı doğrularına rakip olarak dikta etmek bende her zaman bir sabırsızlık hissi uyandırmıştır. Hatta alttan, kendince inca laf sokmalarına dair sessiz kalmama rağmen, böyle bir konuşma hevesine sessiz kalamadığımdan dediğim gibi iki üç kere sözünü bölmek zorunda kaldım. 

20 dakikalık sohbet boyunca,  Taraf üzerine yüzeysel de olsa tartıştık, hatta karşı koltuklardakiler de en azından kulak kabartarak bize katıldılar. Dediğim gibi Taraf üzerine konuştuk, Aktütün baskınına da geldi konu, Taraf’ın iddia olunan Soroscu ve/veya Fettullahçı sermayesine de. Kendisine her ne kadar, gazeteyi okumadan konuşmamak gerektiğini söylesem de, ısrarla kendisinin güvenerek okuduğunu belirttiği yazarların sözlerini baz alarak sıraladıkça sıraladı. Ben de neredeyse kapanma eşiğine gelmiş, çalışanlarının maaşlarını ödemekte zorlanan, banka kredisi kesilmiş, ilan Yazının devamını oku »

Masumiyet

Bugün haberleri izlerken, Balkal’ın sanırım dün söylemiş olduğu bazı sözler yüzünden gülmekten yanaklarım ağrıdı.

Hani şu kongrede rozet takılan çarşaflı hanımlar konusu var ya! Hem CHP nin içinden hem de dışından çok tepki çekmiş. Baykal’da haliyle seçim yatırımını korumak için savunmasını vermiş. Ona göre çarşaflıların içinde de aydın beyinler olabilirmiş. Ehh! Haliyle de böyle aydınlık beyinlerin çarşaflı, başörtülü ya da başörtüsüz CHP ‘de olmasından daha doğal ne olabilirmiş. Ve bu açıklama yetmemiş olacak ki bir de sonuna rozet takılan partililerin “masum” kapalı bayanlar olduklarını eklemiş. Ve işte beni artık sinirden mi bilinmez gülme krizine sokan sıfat; masumiyet.

Yani bu ülkede makbul bir partinin üyesi olduktan sonra hemen masumlaşıyorsunuz. Diğer bir deyişle Türkiye’nin o meşhur kendi özel koşulları yüzünden kuşku duyulan geçmişinizden ya da seçimlerinizden aklanabiliyorsunuz; seçim yatırımından dolayı lafta dahi olsa. Hoş Baykal’ın çok umusardığını düşünmüyorum ama yine de anlatmak istiyorum. Kendi partisinden olduğu için birilerini masumlaştırırken, yine kendi partisinden olmadığı için aynı insanların masumiyetlerine kuşku ile bakılmasını önerdiğinin farkında mı? Cevap belli, umursamıyor.

Bu arada şimdi aklıma gelen bir nokta daha var. CHP bugüne kadar başörtüsü sorununu hep haklı(!) kuşkular çerçevesinde savundu. Demek ki bu kuşkuları ortadan kaldıran bir yol, bir sorgulama tekniği geliştirmişler. Geliştirmişler ki bu olağan şüphelilerin üzerindeki kuşkuları kaldırarak masumluklarından emin olabiliyorlar ve partiye kabul edebiliyorlar. O zaman başımızı ağrıtan, kısır döngüden bir türlü kurtulamayan üniversite-başörtüsü çıkmazında da sona yaklaşıyoruz demektir. Belki teknikleri genele yayarlar da bizde korkutğumuz o örümcek beyinlilerden(!) kurtuluruz. Ve sormak istiyorum, bu masum, aydınlık beyinli CHP üyeleri ya da o tekniklerle ayıklanmış kapalı kızlar bu halleri ile üniversiteye ve hatta devlet kurumlarına kabul edilecekler mi? Ne de olsa o insanların üzerlerindeki haklı(!) kuşkular kalkmış olacak. Böylece sadece inançları için kapandıklarına güvenilip, ellerinden alınmış eğitim ve çalışma haklarının geri verilmesi için ortada herhangi bir engel kalmamış olacak.

Her ne kadar televizyonda ilk anda absürtlüğü yüzünden üzerimde gülme gazı etkisi yapmış olsa da artık mide bulandırıcılığı ile yazarken iyiden iyiye rahatsız etmeye başladı. O yüzden nokta koymak istiyorum; her ne kadar bir de medyanın konuya yaklaşımını eklemek istesem de.

Siyaset, Türkiye kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , , . » yorum bırak;

Alevilik başlığı altında empati

Sanırım son zamanlardaki Alevilik tartışmaları kimsenin gözünden kaçmamıştır. Özellikle Alevilerin Ankara’daki büyük eyleminden sonra talepler ciddi ciddi tartışılır durumda ama yinede uygulamaları görmeden medya seviyesindeki tartışmaları çok ciddiye almamak lazım. Alevilerin yüzyıllardır bu topraklarda yaşadıkları sorunlar ve baskılar ortada, üzerine ne söylenirse eksik kalır. Ama benim asıl üzerinde durmak istediğim konu Alevilik üzerinden Türkiye’deki asli yoksunluk; empati. Belki hemen kulağa çok doldurucu bir kelime gibi gelmeyebilir bu sözcük. Hele koca bir ülkenin içinden bir türlü çıkamadığı konuları tek bir kelimeye indirgemek ne kadar doyurucu ve gerçekçi olur gelin yazının sonunda hep beraber görelim.

Empati, kişinin kendisini karşısındakinin yerine koyması, kendi duvarlarını aşıp bir başkasının gözlerinden konuya bakabilmesidir. Son zamanlarda görüyorum ki en büyük eksik bu ruh halinin noksanlığı.Biraz bu konuya odaklanıp kendi çevrenizdeki tartışmaları incelediğinizde bunu daha iyi farkediyorsunuz. Geçenlerde arkadaşlarla oturmuş son zamanlardaki Alevilerin seslerini yükseltmesi ve talepleri üzerine konuşuyoruz. Arkadaşlardan biri sadece kendi Sünni değelerine göre talepleri yargılayarak, bu taleplerin uygulanabilirliğinin olmadığı ateşli bir şekilde savundu. Ona göre dindeki böyle çeşitlenmelerin kendisi asimilasyonken devletin bu talepleri kabul etmesi beklenemezdi. Yani ona göre Alevilerin namaz yerine niyazı, cami yerine cem evleri zaten sapmayken, bu talepler haliyle kabul edilemez. Tabi burda kendi duvarlarının dışına çıkamayan bir bakış var sadece. Ona göre Aleviliğin tasavvufi Kur’an yorumu Yazının devamını oku »

Din, Siyaset, Türkiye kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , , . » yorum bırak;