Armada Başkent Döner

Ankara’da her zaman adam gibi yemeğin eksikliğini çekmişimdir. Herhalde para veripte pişman olmadan çıktığım yer sayısı bir elin parmağını geçmez ki yemek leziz olduktan sonra paraya da acımam hani.

Geçenlerde yolum Armada’ya düştü.Armada’ki işim kısa sürede bitince, hazır gelmişten yemek işinide aradan çıkartmak istedim. Hemen restoranların olduğu kata çıkıp, dönercileri şöyle bir süzmeye başladım. Bir iki gündür canım sebebsiz(!) şekilde döner çekiyordu. 2-3 restoran vardı döner yapan ama ilk uğradığım döneri çoktan bitirmiş, dükkanı kapamaya hazırlanıyordu. 2. durakta baktım diğerlerine oranla daha uzun bir sıra var, içimdeki koyun bir anda uyanı verdi ki kendimi sırada buldum. Sıra bana geldiğinde kasadaki kız 1 mi olsun 1,5 diye sorunca, zaten kontrolten çıkmış iradem hemen 1,5′a onayı çaktı. Her ne kadar bir ara gözüm fiyatlara kayar gibi olduysa da, dedim ya yemek leziz ise paraya acımam, çoktan ödememii yapmıştım. Açıkcası döner için fiyatlar biraz tuzluydu ama aklımdaki tadın, tadı tuzu yerindeydi.

Döner’i dürüm severim ki öyle de sipariş eyledim. Hazırlanırken döneri saran kişi şu olsun mu bu olsun mu diye sorarken o an farketmediğim, “lan bunlar döner dürümün içinde ne arar” diye normalde soracağım şeyleri saymaya başladı. Kızarmış patates, mısır,… Tamam, arz-talep işidir ama yemek kültürümüz konusunda biraz muhafazakâr sayılırım, o yüzden acı biber turşusu, domates, soğan dışında bir şey ekletmedim.

Neyse fazla da uzatmaya gerek yok değil mi? Altı üstü bir döner sadece. O yüzden sadade geliyorum; uzun zamandır yediğim en rezalet dönerdi diyebilirim. İlk bir iki ısırıkta acaba ağzımın tadı mı bozuk diye düşündüm, ama dönerin artık ortasında soğan ve domatesten başka bir tat almadığıma emin olunca kararım kesinleşti. Dönerin ne yağından ne etinden ne de kokusundan bir tat alabildim. Dedim ya soğan, domates tadından başka bir şey yoktu nerdeyse. Bitirdikten sonrada müdürüne söyledim düşüncelerimi. O da hemen savunmaya başladı, bizim dönerimiz şöyle güzeldir böyle özeldir diye. Bende sözünü kesip, ilk kez döner yemediğimi ve bu yediğim dönerin D’si dahi olamayacağını söyleyip, selamı çaktım. Çok umursadığını sanmıyorum ama en azından içimde kalmamış oldu.

Yani aklınızda olsun canlar döner çeker, yakında da bir BAŞKENT DÖNER vardır aman ha! Biraz daha dolanın, ya bildik bir yere ya da ilk gelen yere girin. Garanti ederim hiç bir döner, o yediğim dönerden daha tatsız olamaz.

Benden, Gidilmez, Yenilmez kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , , , . 2 Yorum »

Ateşböcekleri

Sanırım ateşböceklerinin renkli danslarını görüpten etkilenmeyen yoktur. Kur yapmak adına yapılan en güzel toplu gösterilerden biri, gecenin karanlığında küçük çaplı bir havai fişek gösterisi.Tabi bu anı yaşamak için biraz kırsala kaçmak lazım, bugüne kadar şehirde bunu yaşamış bir insanla tanışamadım ve bundan olacak BKM’nin oyunlarından “Sen Hiç Ateşböceği Gördün mü?”, ismiyle buna göndermeydi. Bu yüzdendir çoğu ya görmemiştir bu ışıl ışıl aşk oyununu ya filmlerde biraz olsun merakını dindirmiştir ya da belki bir yerlerden okumuştur.

Aslında anlatmak istediğimin içinde ateşböceklerinin yeri bir yanılsamadan ya da bir özlemden fazlası değil. Dün akşam Kızılay’a gidiyoruz. Otostop çekmişiz, çok konuşkan olmayan evsahibimizle akşam iş çıkışına yakalanmış, Eskişehir yolunda bir dur bir kalk ilerliyoruz. Otostop çekenler bilir, arabanın sahibi çok konuşkan bir tip değilse biraz gerilirsiniz ya da en azından ben gerilirim. Bir de buna tıkala trafikle birlikte sevmediğiniz parçalar eklenirse yolculuk tadından yenmez bir hal alır. Lakin otostopçu olarak sesiniz çıkmaz haliyle.

İşte tam bu ruh hali içinde bunalmışken, sıkıntının ana kaynağı trafik, beklenmedik bir gösteri sergileyerek bendeki sıkıntıyı söküp aldı. Söğütözü köprüsünde beklerken gözlerim bir an alt yoldaki tıkanmış trafiğe kaydı ki bir anda kendimi stop lambalarının sergilediği bir ışık gösterisinde buldum kendimi. Aynen çiftleşmek için kur yapan ateşböcekleri misali ışıklar düzensizce bir yanıp bir sönüyordu akşamın karanlığında. Farkında olmadığım bu özlemin etkisi ile bu anlık yanılsama günün tüm sıkıntısını yok etti ki tam o anda bu seyirlik fazla kaçmış olacak, kıskanç bir arabadan acı bir korna sesi ile kendime geldim. Geldim gelmesine ama içimde bu anın verdiği huzurla birlikte biraz da hüzün kalmıştı. Meğer ne kadar da özlemişim farkında olmadan bu çoçukluk anlarını. Sadece çocukluk anları değil tabi ki içimdeki hüznün sebebleri…

Kim bilir daha neler var farkında dahi olmadan özlemini çektiğimiz? Ve bilinmez; belki bu yüzden bu kadar eksiğiz…

Başparmak Durağı, Benden kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , , . » yorum bırak;