Gazze Cehennemi

Neredeyse tüm dinlerin ortak bir noktası vardır; cennet ve cehennem. Cehenneme dair bakışlar değişiklik gösterse de genellikle yasaklara uymayanların, günah yükü ile ölenlerin  cezalarını çekmek için gönderildikleri yerdir. Kısacası her suçun karşılığını bulduğu yerdir. Tabi bir de cehennemin yeryüzünde yansımaları var. Hani bazı inançlar cennet te cehennem de burada, Dünya’dadır der, der ama ne yazık ki buradaki cehennemlerin mahkumları masumlardır, kadınlardır, çocuklardı, yaşlılardır çoğu zaman. Şöyle dönüp tarihe hatta sadece yakın tarihe baktığımız da, onlarca cehennem mutfağı görürüz. Balkanlar, 2. Dünya Savaşı Dönemi Almanya’sı, Japonya’sı(Çin’in işgali), Ortadoğu, Latin Ameriaka,… Bu kazanların kimi söndü, kimi hala harlandıkça harlanıyor. Kazanlar kaynadıkça, günahları bilinmez milyonlar can verdi Auschwitz’de, Mançurya’da, Bosna’da, Irak’ta, Filistin’de ve daha bir çok yerde. Tarih boyunca o kazanların alevlerini hep yeni yangınlar izledi, yeni kazanlar kaynadı. Ama biri var ki 50 yılı aşkın bir süredir günahların(!) ateşi hiç sönmedi. Kimi zaman küllenir gibi oldu, kimi zamanda bugün olduğu gibi harıl harıl yandı ateşi.

Gazze de 50 yılı aşkındır yanan Ortodoğu’nun cehennem mutfağının kazanlarından biri. 2 yıla yakın bir süredir bir buçuk milyon insan bu kazanda Dünya’dan kopartılmış, en temel ihtiyaçlarından bile yoksun toplama kampına dönmüş evlerinde hayatta kalma mücadelesi veriyor. Dost bildikleri bile kendilerine sırtını dönmüş, sınırlarını aynen dudakları gibi mühürlemiş bu günahkarlara(!). Sadece bu 2 yıllık günah çıkarma yetmemiş olacak, İsrail 4 gündür ateşi harlamaya başladı. Ateşkesin bitmesini ve Hamas’ın roket saldırılarını öne sürerek uçakları, füzeleri ile cehennemin zebanisi olduğunu, ateşe hükmettiğini gösterircesine saldırıyor Gazze’ye. Bu kazanın ise en trajik(-komik demeye gönlüm el vermiyor) yani 60 küsür yıl önce Auschwitz’de günahlarından(!) arınanların, Yazının devamını oku »

Ve “Özür Dilemiyoruz” İmza Kampanyası

İmza kampanyasının duyulması ile tepkiler de her düzeyden yükselmeye başladı. Gazetelerdeki köşelerde, dijital ormandaki forum ve günlüklerde, kahvede kısacası her yerde. Haliyle konu bir kampanya olunca, karşıt kampanyaların olmaması düşünelemez. Bende bulduğum ilk karşıt imza kampanyası düzenleyen site üzerinden konuşmak istiyorum. Karşıt kampanya, “Özür Diliyoruz” kampanyasının tam karşıtı olan bir adreste hayat bulmuş; “Özür Dilemiyoruz“.

Açıkcası karşıt kampanyaların düzenlemesinde bir sorun yok. Özür dilemek adına nasıl bir talep varsa özür dilememek adına da savunmaların olması doğasındandır. Hatta çok yakında özür dileme şeklini ya da içeriğini beğenmeyenler farklı özür yolları ve gerekçeleri bularak başka benzer kampanyalar da açabilirler ama ne yazık ki paylaşmak istediğim konu bu değil.

Özür Dilemiyoruz” kampanyasının yorumlar kısmına bakmanızı istiyorum. Açıkcası beklediğimden farklı değildi. Olabildiğince saldırgan, aslında savundukları duruşların altını kendi sözleri ile oyan yorumlar. Çok merak ediyorum, bu sözleri söyleyenler nasıl olur da çıkıp atalarımızın hoşgörüsünü öne sürüp, ona tutunmaya çalışırlar? Tekrar söylüyorum, kendi sözleri ile kendi duruşlarını zayıflatıyorlar. O sözleri söyleyenler, tehcir de yapar, soykırım da. Ee, haliyle de özür dilemek bir yana, yapılanların över, bugün olsa tekrar yapardık derler.

Evet, sinirlenmekte haklı  oldukları yanlar var. Bir büyük savaş zamanında, nerdeyse bir iç savaş yaşanmasına sebeb olan bir millete bu tür hislerin beslenmesi doğal. Doğal ama bu isyanın temelleri yok sayarak ya da sadece kendilerini haklı çıkartacak sebeblere indirgeyerek haklılıklarını savunamazlar. Hele bu söylemlerle hiç.

Açıkca kendi görüşlerimi belirtmek istiyorum. Benim gözümde Taşnakçılık neyse İttihatçılıkta odur. Yazının devamını oku »