WordPress, Blogspot, Youtube, Dailymotion, bir kaç evrim savunucu bilimadamının siteleri ve daha onlarcası, ülkemizden erişime kapatıldı. Erişimi engelleyen zihniyet sansürün bir çözüm olmadığı noktasını kavramak bir yana bir sayfanın içeriği yüzünden tüm platformu erişime engellemek gibi zihniyetlerine yakışır bir zeka örneği gösterdiler.
Ve şimdi sıra Lastfm ile Myspace ağlarına geldi. Bu sosyal ağların ortak özelliği muzik paylaşım platformları olmaları. Yanlış anlaşılmasın, el altından albümlerin dağıtıldığı forum ve sitelerden çok farklılar. Sanatçılar kendi sayfalarını açarak sevenlerine ulaşabiliyorlar, konser duyurularını, yeni albümlerinin tanıtımını yapabiliyorlar. Eğer isterler tüm albüm ya da şarkıları isterlerse de yasal sınır olan 30 saniyelik örnekleri sayfalarından paylaşabiliyorlar. Ve yasadığı paylaşımlara, sanatçılardan bağımsız yayınlara kesinlikle izin verilmiyor. Bir başvuru ve grup ya da sanatçının kendini tanıtması ile paylaşım yayından kaldırılıyor, ve bu konuda her iki sitede oldukça titiz davranıyorlar.
Neden erişimin engellendiğine gelince, Müyap’ın şikayeti üzerine alınmış erişim engelleme kararları. Geçen TV’de izledim Müyap Başkanı’nın insanı çileden çıkartan açıklamalarını. Telif haklarından dem vuruyorlardı da meydan boş kalınca çarpıtmalar diz boyuydu. Dediğim gibi her iki site de telif hakları konusunda işleri sıkı tutarken onlara başvurmadan savcılığa başvurmak neden? Ayrıca her iki sitenin Türkiye temsilcilikleri mevcut. Yani Youtube’da olduğu gibi karşımızda yetkili yok palavralarına sığınamazlar ki TV konuşmasında zaten işin gerçek yüzü ortaya çıktı. Müyap’ın Myspace ile bir protokol hazırlığında olduğunu söyleyerek yargı yolu ile baskı oluşturmak istediklerini farkında olmadan ağzından kaçırdı.
Evet, korsan ve yasadışı paylaşımı engellemek, sanatçıların telif haklarını korumak gerekli. Lakin bu son iki erişim engelleme bu koruma durumunun nasıl süistimal edilebildiğini göstermiş oldu. Her iki sitenin de dediğim gibi Türkiye temsilcilikleri var, vergi ödüyorlar, para kazanıyorlar. Yargı yolunu baskı aracı kullanarak haksız kayıplara uğratılıyorlar. Sadece iki sitenin açısından bakmamak lazım; kendilerini duyurmak için maddi imkanı olmayan sanatçılar da bu siteler üzerinden “biz de varız” diyorlar ve ne yazık ki onlara da çelme atılmış oldu. Tabi ki bir de işin “sansürcü ülke” damgası var ki fazlası ile hakkediyoruz.
Sorunun başka bir boyutu daha var; yargının rolü. Son iki kararda mahkeme kararı mevcut değil. Savcılığın önlem için almış olduğu erişim engelleme kararları. Yani daha yargılaması dahi yapılmadan sadece şikayetçi tarafın başvurusu üzerine alınmış kararlar ki bu durum daha çok belalar açar başlara. Beğenmediğiniz bir site mi var? Gidin bir kaç yorum ekleyin, sayfa oluşturun sonra savcılığa suç duyurusunda bulunun ve erişim engellensin. Mahkeme olur da kararı iptal eder ama o zamana kadar vermek istediğiniz rahatsızlığın tadını sonuna kadar çıkartın. Çocuk oyuncağı gibi geliyor kulağa ama ne yazık ki durum bu.
Bir gün sonra nete girdiğimizde “internete erişim mahkeme kararı ile engellenmiştir!” kararı ile karşılaşırsak şaşırmamak lazım, eğer sessiz kalır ve er geç alır ya da ben bir şekilde erişirim zaten kapanırsa kapansın dersek bunun sonu yok. Her ne kadar bizde erişim engelleme çok sıkı olmasa da bir çok otoriter ülkede ne yazık ki hiç bir yol sökmüyor bu engellemeleri atlatmak adına. En azından okuduğunuz gazetelerin yazarlarına rahatsızlığını iletin, forumlarda konular açın, MSN gibi ortamlarda durum iletilerinize not düşün,… Bunlar belki ufak şeyler olabilir ama inanın ki bu küçük adımlar dahi artık yeterince güçlü etki yaratabiliyor birleştiklerinde.
Sansürsüz ve özgür bir ülke dileği ile!
Not: Erişim engelleme kararı DNS bazlı olarak uygulanıyor. Engellemeyi atlatmak için Opendns kullanmak yeterli. Bu adresten kullandığınız işletim sistemine göre ayar yaparak Opendns kullanabilirisiniz.
süper blog