Garanti Bankası ve Reklamları

Reklamlar; çoğu zaman üzerinde durmayız, televizyonda görürsek beklemeksizin başka kanala zıplarız, gazete ve dergilerde çoğu zaman görmezden geliriz, internette ise kullandığımız tarayıcıya uygun yollarla reklamları engelleriz. Diğer yerlerdeki reklara değil ama televizyondaki reklamlara önem veririm. Dönemi anlamak, “normal” nedir diye soru sormak bence reklamlardan başlar. Size çok şey anlatırlar, eğer sorularınız varsa. Belki iddialı bir laf olacak ama eğer Walter Benjamin bu dönemde yaşaydı belkide “Pasajlar” yerine “Reklamlar” üzerine eserini kurardı. Çünkü reklamlar, toplumu yansıtır, şekilledirir; sistemin kendini üretme araçlarındandır. Örneklemek gerekirse; kadınların makbul sosyal konumları, bu konum içinde nelerle mutlu olmaları gerektiği hep reklamlar ile anlatılır. Tabi ki reklamları şekillendiren, yaratıcılarının geçmişleridir, birikimleridir ama milyonlara gösterilen “normal“, bir yerden sonra kendini yaratanlardan sıyrılır ve kendisi bir yaratıcı olur. Hatta küreselleşmenin ilk örneklerindendir, ve belkide katalizörlerindendir. Çünkü internet yokken reklamlar televizyon, radyo ve yazılı basınla çoktan hayatımızda yerini almıştı. Sermayenin ve malların çoktan sınırları aştığı zamanda berbarinde küresel normalleri de taşıyordu reklamlar. Reklamlar üzerine çok şey söylenebilir, ama uzatmadan asıl konuya geçiyorum.

Gelelim Garanti Bankası ve reklamlarına. Daha doğrusu her izlediğimde sinirlerimi oynatan güzide iki reklamına; birincisi küresel ısınma ve bonus kart üzerine olan reklam, diğeri ise American Express için yayınlanmaya başlanan yeni Garanti reklamı.

Küresel ısınmaya dair bir şey söylemeye gerek yok sanırım, şubatın ortasında Ankara’da 15 derecelik günler yaşarken. Garanti Bankası da son zamanların bu önemli problemi karşısında Bonus Kart’ın bonuslarının küresel ısınma ve etkileri ile mücadele eden fonlara gönderilmesini sağlayan bir kart icadını reklamlara taşımış. Hemen ilk bakışta yadırganmayabilir, hatta ne güzel ufak ta olsa bir katkı olarak görülebilir ama yapılabilecek onca şey varken kredi kartı bonuslarının bir lütuf değeri nedir diye sorarım. Ki zamanında da sordum Garanti Bankası’na bir e-posta ile. Peki nedir bu kadar sinirleri mi körükleyen bu reklamda? Öncelikle altı üstü bir kaç kuruşluk kredi kartı bonusu ile insanlara huzur vaad ediliyor, hani dilenciye bir kaç kuruş sadaka misali. Sonrasında insan bir rahatlama yaşar, günü içindeki tüm günahlarından bu an ile arınır ya o tatta. İkinci sebebi ise böyle hayati bir konunun bu kadar magazinleşmesi, daha önemlisi normalleşmesi. Son olarakta yukarıda da dediğim gibi yapılabilecek onca şey varken bunun bir lütuf olarak sunulması. Madem bu kadar duyarlı bir bankasın, ey Garanti bankası, o zaman böyle saçma sapan reklamlar ile karşımıza çıkmazsın, daha sağlam projeler ile dünya için bir adım da sen atarsın; çevreci arabalar için kredi iskontları yaparsın, fabrikaların çevreci dönüşümleri15page { margin: 0.79in } P { margin-bottom: 0.08in } –> için uzun vadeli, düşük faizli krediler sağlarsın, çevre fonları için gerçek kaynaklar ayırırsın, ve daha aklıma şu an için kim bilir daha neler yapabilirsin. Bu reklamdaki bir doğruya da değinmeden geçemeyeceğim; evet “Bunu siz yaptınız!“.

Ve American Express reklamı… Kısaca özetleyelim, gezgin hippi bir genç bahsi geçen kartı bulur, sahibine geri vermek umudu ile sahibinin çıktığını gördüğü otele girer. Daha girerken kapıdaki görevliler kılık kıyefetinden dolayı yan gözler ile süzerken, kartı görünce en içten(!) gülümsemeleri ile kapıyı açarlar. Sonrasında resepsiyona vardığında neredeyse burun kıvıran görevliler kartı görünce, sıcak bir ev sahibinin karşılaması ile buyur ederler, ikramlarda bulunurlar. Sona doğru kartın gerçek sahibi gelir ve gezgin genç, hani şu tüm hayatın nimetleri geride bırakıp yola koyulan özgür ruh, kartı geri vermekte zorlanır, Yüzüklerin Efendisi’ndeki yüzük misali kölesi olmuş gibi. Ve reklam “American Express’in ayrıcalıklarından yararlanmak için…” repliği ile sona erer. Bir kredi kartı reklamından bu kadar tiksindiğimi hatırlamıyorum açıkcası. Hadi yukarıda bahsettiğim kredi kartı reklamının bile ulvi bir değerinin olduğu söylenebilir. Ama bunda bırakın yüce bir değeri, insani bir kırıntı bulmak bile imkansız. Öncelikle kartın ne anlattığına dair muhtemel yorumlara bakalım. Bir; ne kadar değersiz bir varlık olursan ol, bu kart ile değerlenirsin. İki; eğer değerli bir varlıksan dahi bu ayrıcalıklara sadece bu şekilde ulaşabilirsin. Üç; arkanı dönüp çekip gitsen de cennet aslında bırakıp gittiğin yerde, her ne kadar bu sahte cennetin sahte nimetlerine bu sahte nur sayesinde ulaşabiliyor olsanda.  Kısacası sen bir hiçsin! Ve sana varlık katan bu kart olmadan öyle de kalacaksın. Ayrıca daha ne yorumlar çıkarılabilir bu reklamdan ama daha üzerine düşesim yok. Hemen duyar gibi oluyorum; “Bu reklam Garanti Bankası’nın kendi hazırladığı bir reklam değil ki!” Evet, belki bankanın kendi hazırladığı bir reklam değil ama bu reklamı kendi adı ile ülkemizde yayınlayan ve müşterilerinin kendi gözündeki değerini anlatan Garanti Bankası.

Sadece buradan yazarak banka aleyhine konuştum düşünülmesin, yukarıda da dediğim gibi e-posta ile banka reklamlarına dair rahatsızlıklarımı belirttim. Gelen yanıt oldukça komikti, buraya not düşmeyebile değer görmüyorum. Bu arada belirtmek isterim Garanti Bankası’nın müşterisi değilim, bugüne kadar hiç işim olmadı. Ki bugünden sonra hiç te işim olmaz. Ne müşterisi olurum ne hakkında tek güzel kelam ederim. Müşteri hizmetlerinden gelen yanıt mektubundan da anladım insana dair verdikleri değeri, ki potansiyel bir müşteriyi göstermiş oldukları müşteri memnuniyeti hassasiyeti ile kendilerinden tamamen soğuttular.

Bir Yanıt to “Garanti Bankası ve Reklamları”

  1. Kağan Diyor:

    Ya ne yazmışlar yazsana garanti e-mailde merak ettim


Yorum Yapın