WordPress’te hesap açalı sanırım 2 yıla yaklaşıyor ama o günden bu güne kullanmak için sebebim olmamıştı. Hoş, şimdi de elde tutulur bir sebebim yok ya, neyse!

Bugüne kadar hiç günlüğüm olmadı(,Amca!). Bırak günlüğü fotoğram arşivim bile yok. Ama yaş ilerledikçe insan elde somut bir şeyler arıyor. Bu arayıştandır, 1-2 aydır fotoğrafları saklamaya başladım. Hatta dalgınlık, silinme gibi sebeblerden sitelerde saklıyorum ki az önce tam yeni fotoğrafları yüklerken aniden dış ses; “Madem fotoğrafları buralarda saklıyorsun, eh madem bir de blogun olsun aklındaki seslerde yer bulsun!” diye usulca fısıldadı. Her ne kadar bir süre “ya kim uğraşır şimdi blogla” derken an itibari ile giriş yazısını yazaken buldum kendimi. Sonrada burdaki hesap aklıma geldi, aslında blogspot mu kullansam diye bir süre daha duraksadım ama neden bilmem burayı seçtim(Sanırım wordpress’e bir süre mahkemelerimizce dahine sebeblerle erişim engellemesi bilinçaltında itici bir sebeb olmuş olabilir ama bir ara psikaniliz sonuçlarını paylaşırım.)

Blog ismi neden “Fincan” olduya gelince; kahveyi oldum olası çok sevmişimdir. Her ne kadar onsuz yaşayamam gibi bir bağımlılığım olmasa da hem damağımda hem de hayatımda tadı ile ayrı bir yeri var kahvenin.  Ama “Fincan” olmasının nedeni bu değil. Cenk Taner’in solo albümünden “Şimdi Biz Buyuz” parçasından ‘…Aslında birer fincan sohbet şehrin soğuğunda hepsi bu…’ya bir gönderme. Belki ilerde bendeki anlamını da paylaşırım. İçerik olarak her ne kadar kişisel günlük tadında düşünmesem de daha içeriğe karar vermiş değilim. Zaten öyle planlı programlı yaşan bir yaratık olmadığımdan ağzımdan düşmeyen bir söz vardır; su yolunu bulur. Yani zamanla gelişir, zamanla değişir ve hatta zamanı gelirse itina ile silinir. Eh, mayası tutar mı, o da bilinmez. Kısacası, olduğu kadar…

Uncategorized kategorisinde yayınlandı. » yorum bırak;

Yorum Yapın